ATSIZ ATAM ÜMİDİM ÇİN SEDDİNE ASILI

Atsız Ata bozkırlar bir esinti tadında
Sert iklimler koynunda yaşanılan bir yarış
Tanrı Dağı bir yoldur Ulu Tanrı katında
Özlemiyle koşulan amaca doğru varış
İhtilalin erleri ölümsüzlük tacında
Bozkırlar Atsız Ata’m bir esinti tadında
 
Atsız Ata ufukta belli belirsiz Turan
Tanrılaşan dağlarda Tanrıkut’un ordusu
Halifenin başını çiğniyor Hülagü Han
Titretir dört bir yanı Timur Gürkan korkusu
Çin başkentine kurmuş otağı Cengiz Kağan
Ufukta Atsız Ata’m belli belirsiz Turan
 
Atsız Ata Bozkurtlar Ergenekon devrinde
Türklüğe feda canlar sel maziden atiye
Paramparça yurtlarım işbirlikçi sevrinde
Şeref dolu tarihim gel maziden atiye
Boşluğa bakan gözler bir ölgünlük seyrinde
Bozkurtlar Atsız Ata’m Ergenekon devrinde
 
Atsız Ata ümidim Çin Seddine asılı
Tonyukuk yaşasaydı belki gider alırdı
Baş eğmeyen benliğim İlteriş’ten aşılı
Öyle mazim olmasa adım saklı kalırdı
Kömen diyarlarında Ötüken-yış anılı
Ümidim Atsız Ata’m Çin Seddine asılı
 
 
Mehmet Ali CENGİZ

 

İNTİKAM ZAMANI

 Ata Kürşad ruhu bize gelende
Urumçi'de en önde vurup duranda
Osman Baturlar'dan haber soranda
Çinliyi tamuya veresim gelir


Mertlik hırkasını geyip gelene
Er meydanında düşüp kalana
Kanını torpağa saçı edene
Sarılıp günlerce durasım gelir


Ruhsati torunu bilir sonunu
Gelecek bir gün intikam günü
Çinli denen milletin soyu sopunu
Kırıpta mezara giresim gelir.

Ruhsatioğlu Ozan 

 

 


KILIÇ OZANA

Mertlik hırkasını sırtına giydin
Zalimin zulmüne boyun eğmedin
Zindanı kendine cennet eyledin
Hücrede tecritler vız gelir sana

Haberin aldıkya Kılıç ozanım
Dile kolay kaç ay oldu saymadım
Bir gün gittin tek haberin almadım
Ayrılık acısı zor gelir bana

Yüreğimi yüreğine katarak
Ozanca bir selam hürmet ederek
Değişinden dört satırı alarak
Bu gece de andım seni ozanım

Adını anmaya korkar ürkekler
Selamı sabahı keser silikler
Böyle günde belli olur yiğitler
Sayılı gün çabuk geçer ozanım

Ruhsatioğlu Ozan
 

 

DİYETİN VAR

Geçerken şu günler bir an misali
Dönüpte baktın mı ardına dostum ?
Sessizce göçerken bu dünyadan hiç
Dönüpte etrafa baktın mı dostum ?

Yalınayak gezen körpe balalar
Yarı tok yarı aç bekler dedeler
Hepsinden ötesi güzel anneler
Yazamaz bu yürek sözün sonunu

Sırtından zenginsin unutma sakın
Devlet vermeyeydi ne idi halin ?
Devleti kim kurdu söyle be zalim ?
Diyetin var bunu unutma sakın.

Malını dağıt diyen yok gülüm
Sadece birazcık, azıcık düşün
Giydiğin esvabın düğmesi senin
Bildin mi nice yara bastırır ?

Hor gördüğün o yiğit alın terini
Çalışıp didinip her bir yerini
Verse de bulmuyor bin de birini
Sıkılıp attığın o ince tülün

Öyleyse bir dur de kendine hele
Yurdunda soydaşın mazlumsa bre
Tek Türk balası ıssızsa bile
Vebali sendedir unutma sakın

Ruhsatioğlu Ozan

 

ZAFERE AZ KALDI

Zafere az kaldı dayan ülküdaş
Gün doğacak yalçın dağlar ardından
Adalet gelecek olsa da yavaş
Gün doğacak yalçın dağlar ardından

Tepemize binenler hakkın bulacak
Türkçüler ön safta hazır duracak
Yağıya silleyi yaman vuracak
Zafere az kaldı dayan ülküdaş

Türkistan'da inim inim kardeşler
Dibimizde can veriyor Türkmenler
Bu gün için gülse de o kalleşler
Zafere az kaldı dayan ülküdaş

Acısız olur mu zaferin tadı
Bildin mi kim verdi sana bu adı ?
Türk dediğin balanın gerçek pederi
Tanrıdır unutma bunu ülküdaş

Ruhsati torunu dedi sözünü
Açtı ellerini yumdu gözünü
Zafere az kala güzel yüzünü
Görür mü bilinmez uluğ Turan'ın

Ruhsatioğlu Ozan

 

FATİH

Dün gece gördüm seni düşümde
Sokakların aynı eskisi gibi ...

Gençliğimi verdiğim yokuşlar gene
Dimdik ve mağrurdu eskisi gibi

Kanımı akıtıp kandaş olduğum
Kaldırımlar yerinde duruyor hala

Çocuklar sokakta top oynamada
Taş kaleler yerinde... gitmemiş daha.
Ruhsatioğlu Ozan

 

 

TURAN DUASI
Turandır yaşatan bu deli gönlü
Sanmaki dünyanın bin bir nimeti
Hepsinden ötesi bir ülkü eri
Olmazsam acıma, bakma yaşıma

Varmazsam manasız bu hayat bana
İzin ver göreyim ey Görklü Tanrı'm
Bu gönlün senden tekdir dileği
Bu güzel duayı oldur gök Tanrı'm

Dönersem bakma gözüm yaşına
O yüce dileğin tek bir taşına
Ural'dan, Aras'tan Deliorman'a
Birleştir bizleri ey görklü Tanrı'm

Ruhsati torunu söyler sözünü
Gayrı kabul eyle arzu halini
Türk denilen balanın gerçek pederi
Sensin ,koru bizi ey görklü Tanrı'm

Ruhsatioğlu Ozan

 

TURAN

Sanmayın o bir hayal, o bir gerçektir
Irkımın yegane kurtuluşudur
Urumçi'den Üsküp'e Türk duruşudur
Vaz geçmem geçemem on beşten beri

İnandım her şeyden fazla ben ona
Olmazsa bu dünya ne diye dura
Baş koyduk dönmeyiz dünya kudursa
Vazgeçmem geçemem on beşten beri

Çinliyi, urusu dümdüz ederiz
Persliyi, kırmançı ezip geçeriz
Arabı, boşnağı silip geçeriz
Vazgeçmem geçemem on beşten beri

Ruhsati torunu bu yola kurban
Sanmayın ölecek ona varmadan
Tanrıya ant içtim bir an durmadan
Vazgeçmem geçemem on beşten beri

Ruhsatioğlu Ozan

 

Geçmişten Bir Sayfa: 10 Kasım Türkçüler Atatürk'ü Anıyor...

HAKKINI HELAL ET

İki bin dokuzun Nisan üçünde...
Son ilahi emire boyun eğerek
Ol deyince olana biat ederek
Ozan'ın bağrını delip geçerek
Yürüdün gittin be arslan babacım

Unutmak mümkün mü senli günleri ?
Bu dünya kahpeydi üzme kendini
Mahşerin belkide en güzel kulu
Sensin güzel yüzlü soylu babacım
Hakkını helal et bize babacım...

Gökçem'in, Ecem'in soyun surecek
Boğaç'ın, Gökşin'in devam edecek
Vuslat vakti acep ne gün gelecek ?
Hakkını helal et bize babacım
Hakkını helal et bize babacım

Ruhsati torunu ne dese boştur
Gözleri yaşlıdır yüreği kuştur
Eşin, kızın senin için delidir
Hakkını helal et bize babacım
Hakkını helal et bize babacım

Ruhsatioğlu Ozan

 

DUYMAZ MI SANDIN?

Sanma ki bu devran böyle gidecek
Keser de dönecek sap ta dönecek
Atasın ektiğini oğlu biçecek
Salkım koruk iken yenir mi sandın ?

Öz oğlu dururken sokak itine
Verir mi kutunu koca Tanrı be ?
Sen çalış , hep haykır günün birinde
Babası oğlunu duymaz mı sandın ?

Ruhsati torunu ne dese boştur
Günümüz kış ise önümüz yazdır
Zemheri geceler uzun da sürse
Türk evladını susar mı sandın ?

Ruhsatioğlu Ozan

 

Haber: http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/449505.asp

OĞUZ'A

Evlat deyince param parayım
Yüreyi dağlıyım, eli kanlıyım
Küçük oguz babam diye haykırır
Duramam yazarım gönül sözünü

Yasanın verdiği ceza baş tacı
Babası evlada bunu hak gördü ?
Oğuz'un çığlığı bağrımı deldi
Duramam yazarım gönül sözünü

Allah başa vermesin sende görürsün
Gün gelir düğüm düğüm olursun
Nefesin kesilir ne yaptım dersin
Aklına geldikçe Oğuz'un hali

Sakın ha bir daha evlatla baba
Arasına girme sakın bir daha
Hem kulun katında hem hak katında
Affı yok bilesin ettiğin işin

Can Oğuz candan Oğuz murada erdi
Birinin aldığın diğeri verdi
Çok değil bir kucak istedi. Oldu...
Yüzbinler duası Tanrı katında.

Ruhsatioğlu Ozan

 

GÖK BÖRÜ

Bir Nisan günün gece birinde
Düşündüm bir daha gelir mi diye
Gelmezse bu dünya ne diye dura ?
Sorarak dindirdim yürek yasını

Gökbörü en önde bayrak açacak
Boğaç'ım ardında çeri olacak
Atası görmese oğlu görecek
İnandım bitecek kara gecesi

Ruhsatioğlu Ozan

 

KILIÇ OZAN'A

Özlettin kendini kılıç ozanım,
Ne bir haberin ne de sesin var.
Duyduk ki girmişsin mapus damına
Ne bir günahın ne de suçun var !

Ruhsati torunu bekler yolunu,
Unutmadı sohbetini zikrini.
Duruşunu, deyişini hatta fikrini,
Çekemeyen nice küçük kullar var.

Küçük Boğaç ezberledi zikrini
Tanrı vermiş sana ozan adını
Mapus dardır ama senin gönlünü
Hapsedecek yalnız büyük Turan var !


Dost dediğin dar gününde olandır,
Olamadık geç öğrendik halini.
Sanma ki vefasız çıktı ozanın,
Uykusuz ve gözü yaşlı canlar var.

Ruhsatioğlu Ozan

 

MEHMET BAŞKAN'A

İkibinsekiz'in Şubat ayında
Er kişi yürüdü karlı havada
Dertlere derman olmuyor amma
Sevmiştik seni be Mehmet başkanım

Şu kahpe düzenin çarkına inat
Timsah göz yaşlarının hepsine inat
Gönülden gönüle bir sıkı halat
Atarak anarım Mehmet başkanım

Orada bir toy var, bozkurtlar safta
Burada bir hüzün bozkurtlar yasta
Elveda demek olmuyor işte... !
Vuslata kaç kaldı acep başkanım ?

Bir çocuk gelmişti el uzattın sen
Öğrettin anlattın usanmadın sen
Bu şubat akşamı isyan ederken
Hakkını nasıl öderim söyle başkanım ?

Ruhsati torunu bir kuldur aciz
Vefa bir erdemdir unutmayız biz
Elinden bu gelir ne dese yersiz
Hakkını helal et bize başkanım.

Ruhsatioğlu Ozan